
Dünyamızın yaşı 4.5 milyar yıl. Çok uzun bir gebelik süreci geçirdi. Yerküre doğabilsin diye önce gerekli atomlar üretildi. Bu on milyar yıl kadar sürdü. Büyük patlama ’Bing Bang’ belki bütün tarihin başlangıcı değildir ama şu an için ötesinde hiçbir şey göremediğimiz bir ufuk çizgisidir.
Önce ışık vardı, o kadar yoğun ve sıcaktı ki, maddeyi anında yok ediyordu.10 milyon yıllık sürecin sonunda hala hidrojen helyumun ötesine geçilememişti. Yerküre diye bir gezegeni kuracak malzeme yoktu.Ağır atomların üretilebilmesi için başka türlü bir gelişmeye ihtiyaç vardı.Yıldızlar daha doğrusu içlerinden en yoğun olanları ‘simyacı ‘ rolüne soyundular.
Yıldız hidrojeni yakar, sonra yakıt olarak geriye kalan külleri kullanır, böylece helyum ve karbon gibi, gitgide daha ağır atomlar üretilir..
Güneşle aynı zamanda doğduk, ama Güneş ten doğmadık. Yerküre kimilerini iki yüzyıl boyunca sandığı gibi Güneş en kopup soğumuş bir parça değildir. yerküre ve güneş aynı kozadan geliyor.Ama gezegenler küreciğin sıcaklığını az olduğu dış kısmından doğdular.
Çarpışmalardan doğan yerkürenin sıcaklığı binlerce dereceydi ve yüzeyi lavlarla kaplıydı. Derken son derece önemli gelme oldu ve ayrışma başladı. Demir ve nikel gibi en ağır elementler merkeze doğru çökerek çok yoğun bir çekirdek meydana getiriyorlardı. Oksijen, silisyum, alüminyum, kalsiyum, potasyum ya da kükürt gibi hafif elementlerse tam tersine yüzeye yükseliyor, mantonun üzerinde yüzen ince bir kabuk oluşturuyorlardı.
İlk bulutsunun büzülmeye başla anla Yerküre nin yığışmaya başladığı an arasında yüz milyon yıl bile geçmemişti ve Yerküre nin serüveni başlamıştı. Yerküre hayata ilk adım attığında deli gibi dönüyordu. Günler sadece 10 saat sürüyordu.200 milyon yıl önce 1 yıl 400 gün her gün yaklaşık 22 saatti. Yavaşlamasında en büyük rol Ay a aittir.Hatta Ay olmasa yerküre var olamazdı.
Gün, yerkürenin kendi etrafında dönüş süresi.Ay ise,Ay’ın Yer kürenin çevresinde dolanma süresi,.Yıl da,Yer kürenin Güneş in etrafında dönüş süresi.Ama bu üç ölçü; ortak bir ölçüde buluşturulamaz.Bir aydaki gün sayısı tam değildir.; bir yıldaki ay sayısı da öyle.insanların birtakım yaklaşık hesaplarla ortak bir takvimde anlaşabilmesi için tam 4000 yıl sürdü:Ay ayı hala 30 gün etmez.Ay şubatta,temmuzda kinden daha hızlı dönmez.Yer küre Güneşin çevresinde dönerken,her 4.yılda bir,fazladan bir gün harcamaz.
Kışla yaz arasındaki sıcaklık farkını yaratan, Yerkürenin dönüş eksenindeki eğimdir; eğim artıkça sıcaklık farkları da artar. Mevsimler arasındaki değişiklikleri belirleyen de bu eğimdir. yoksa bazılarının hala sandığı gibi güneşin uzaklığı değil.
Günümüzde gezegenler üzerinde yoğun çalışmalar ve araştırmalar yapılmaktadır. Bütün bu araştırmaların amacı yaşadığımız yerküreyi daha iyi tanımak amacını taşımaktadır. Kısa bir süre önce bir bilim dalı doğdu: Karşılaştırmalı gezegen bilim, Yerküreyi ısıtmamız, soğutmamız ya da bileşimini değiştirip incelememiz mümkün olmadığı için onu daha sıcak, daha soğuk,daha küçük ya da daha büyük gezegenlerle karşılaştırıyoruz…İklim araştırmalarından yanardağ araştırmalarına,meteorolojiye kadar uzanan çok çeşitli uygulamalar var.Yer kürede ki yaşamamızı nelerin tehdit edebileceğini görebilsek,var olmamızı sağlayan hassas dengeleri kavrayabilsek,Ozon tabakasındaki deliğin ya da sera etkisinin iyi yönde mi,yoksa kötü yönde mi gelişeceğini bilebilsek çok iyi olurdu.
Venüs gezegenin, yüzeyindeki her şey darmadağınık,.yüz atmosferlik bir basıncın etkisiyle paramparça olmuş; sıcaklık 400 derecenin üstünde…koskoca bir fırın.! Marsta ise sera etkisi durdu; en düşük sıcaklıklar,eksi 143 derecenin altında..Yer küre, bu iki gezegenin arasında yer alıyor.İki uç durumu incelemek,en önemli fiziksel parametrelerin rolünü anlamamıza çok yardımcı oluyor.Sera etkisi gereklidir; o olmazsa Yerküre buz gibi olurdu.Ama fazla güçlenirse,yaşam ortadan kalkabilir.Şuanda var olan çok ince ayarın bozulmayacağı umulmaktadır; bozulmaya yol açabilecek nedenler önemli araştırma konusudur..
Yerküre ikliminin bugünkü ritmi 100 bin yıl buzul çağı, 10 bin yıl buzul arası dönem, sonra yeniden 100 bin yıl buzul çağı. Periyotlar daha ayrıntılı incelendiğinde 200 bin yıllık , 40 bin yıllık ve 400 bin yıllık evrelere rastlanıyor, bu evreleri yaratan gezegenimizin kendi çevresinde ve Güneş in çevresinde dönüş biçimi..
Bundan 20 bin yıl önce maksimum buzul dönemindeydik. Buzul arası dönemimizin otuz bin yıllık ömrü var, başlayalı 12 bin yıl oldu. Yani 18 bin yıl sonra yeni bir soğuk hava dalgası geleceğine inanılıyor. Tabi insanoğlunun atmosfere yapacakları hesaba katılmıyor.
Kıtalar, birbirini hareket ettiren levhaların ortasına oturtulmuş çekirdeklerdir. Kıtaların birbirine yaklaşıp uzaklaşması yeryüzünü şekillendirir. Okyanuslar açılır kapanır, doğar ve ölürler. Şu anda bilinen hiçbir okyanusun yaşı 250 milyon yılın üzerinde değildir. Bir okyanus kapandığında bir başkası açılır. Durum bileşik kaplardaki gibi olduğundan, küresel seviye sabit kalır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder