Aktüel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aktüel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kasım 25, 2015

Avrupa ve Amerika'da 2-9 yaş çocuklara Tanrı'ya ilişkin düşüncelerini sormuşlar.


 İşte o çocuklardan “Tanrıya Mektuplar”…

Sevgili Tanrım,
Tamam incil'de öbür yanağını çevir dedin biliyorum; ama kardeşim gözüme vurunca ne yapacağım? Sevgiler.
 Teresa -5 yaşında

Sevgili Tanrı,
Sahiden var mısın? Bazıları buna inanmıyor: Eğer varsan gecikmeden bir şeyler yapmanda fayda var.
Harriet Ann -6 yaşında-

Sevgili Tanrı,
Bende senin dışında bütün liderlerin resmi var.
Norman -6 yaşında-

Tanrım,
İncil'de neden hiç karının adi geçmiyor? Yoksa İncil'i yazarken daha evlenmemiş miydiniz?
Larry -6 yaşında-

Sevgili Tanrım,
Oğlanlar kızlardan daha mi üstün? Biliyorum sen de onlardansın ama gene de dürüst olmaya çalış.
Sylvia -5 yaşında-

Sevgili Tanrı,
Kitabını okudum ve beğendim. Bütün o fikirler nereden geldi aklına?
John -8 yaşında-

Sevgili tanrı, öğretmen günlerin önce kısaldığını, sonra uzadığını söyledi. Artık bir karar vermelisin.
-Mindy

Sevgili tanrı yeni öyküler yazamaz mısın? Yazdıklarının hepsini okuyup, bitirdik ve yeniden başa döndük.
-Terry

Sevgili Tanrı,
Şu andaki eksiklerimi yazıyorum: Yeni bir bisiklet, bir kimya seti, köpek, film makinesi, beyzbol eldiveni. Hepsini gönderemezsen birazı da olur.
Seni seven Eric -5 yaşında-
Not: Noel Baba'nın olmadığını biliyorum.

Sevgili Tanrım,
İnsanlarin ölmelerine izin verip yenilerini yapmak yerine neden elindekileri tutmuyorsun?
Jane -6 yaşında-

Sevgili Tanrı,
Lütfen bana bir midilli gönder. Senden şimdiye kadar hiçbir şey istemedim. Bunu da herhalde unutmazsın.
Bruce -4 yaşında-

Sevgili Tanrı,
Babam çok aksi. Onu bu huyundan vazgeçirmeni istiyorum. Ama lütfen canını yakma. Sevgilerle.
Martin -5 yaşında-

Sevgili Tanrı,
Bulutlardan biri yüzünü öyle korkunç yaptı ki ödüm koptu. N'olur söyle ona bi’ daha öyle yapmasın.
Ellen -3 yaşynda-

Sevgili Tanrı,
Eğer hiç kimse bilmeyecekse iyi olmanın ne yararı var?
Mark -8 yaşında-

Tanrı'cım,
Üst kattakiler durmadan bağıra çağıra kavga ediyorlar. Bence yalnızca çok iyi arkadaşların evlenmesine izin vermelisin.
Nan -5 yaşında-

Sevgili Tanrım,
Ne diye bu kadar çok insan yarattın. Başka bir dünya daha yapıp fazlalıkları oraya koyamaz mısın?
J.B. -7 yaşında-

Tanrım,
Insanlara ruhları her zaman doğru mu dağıtıyorsun? Yanlış yapabilirsin.
Audrey -8 yaşında-

Sevgili Tanrı,
Sen tuhaf ne yaparsan yap herkes hayran oluyor; ama ben ufacık bir şaka bile yapsam yiyorum fırçayı.
Jodie -6.5 yaşında-

Sevgili Tanrı,
Bizi hiç merak etme çünkü bizimkiler çok dindar.
Teddy -9 yaşında-

Tanrım,
Şişman olunca kimse senin arkadaşın olmak istemiyor.
Billy Jean -9 yaşında-

Sevgili Tanrı,
Zürafaların görünümünü isteyerek mi böyle yaptın, yoksa yanlışlıkla mı oldu?
Norman -4 yaşında-

Sevgili Tanrı,
Tanrı oldugunu nasıl bilebildin?
Charlene -3 yaşında-

Sevgili Tanrı,
Senin yaşına geldiğimde tıpkı senin gibi olmak istiyorum. Tamam mı?
Tommy -4 yaşında-

Sevgili Tanrım,
Eğer Tanrı ben olsaydım bu kadar iyi olmazdım. Bunu aklından çıkarma.
Michelle -6 yaşında-

Sevgili Tanrı,
Kiliseye sözüm yok ama kuşkusuz daha iyi müzikler kullanabilirsin. Umarım yazdıklarıma kırılmazsın.
Ayrıca bir kaç yeni şarkı yazamaz mısın?
-Dostun Barry

Sevgili Tanrı,
Şu hergün ezip durduğumuz karıncaların umarım senin için özel bir önemi yoktur.
-Dennis.


Sevgili tanrı,
Şu plastik çiçeklere kafan bozulmuyor mu? Eğer gerçeklerini yapan ben olsaydım çıldırırdım.
-Lucy

Sevgili Tanrı,
Geçen hafta New York'a gittiğimizde Saint Patrick kilisesini gördüm. Bayağı güzel bir evde oturuyorsun.
-Frank

Sevgili Tanrı,
Evet, ben anlaşmamızın yarısını yaptım bakalım. Bisiklet nerde kaldı?
-Bert

Canım tanrı.
Kucaklaşmayı sen mi buldun? Çok güzel bir şey.
-Brenda

Sevgili tanrım, niçin hiç TV'ye çıkmıyorsun?
-Kim

Niçin daha sonra yeni hayvanlar bulup göndermedin? Hala eskileri ortada dönüp dolaşıyorlar.
-Johny

Ekim 25, 2015



5 kat zengin
Merkel’i Ankara’ya getirtemeyen Erdoğan, Alman konuğuna, “Haa burası büyük devlet” dedirtmenin yolunu, onu Büyük Mabeyn Köşkü’ne buyur edip hilalli tahta oturtmakta buldu.
Almanya’da kişi başına milli gelir Türkiye’dekinin neredeyse 5 katı; yani Almanlar, Türklerden 5 kat daha zengin.
Tahtın onca yüksek olması bu farkı kapatmaya yeter mi?

 
Hep bana Rabenna
“Bir lokma-bir hırka”yı yücelten bir manevi birikimden nasıl böyle bir şaşaa ihtirası, böyle bir şatafat şehveti çıktı; hayret...
Bu abidevi bina gösterileri, bu “Bir cami dikelim, şehrin her yanından görünsün” histerileri, bu her semtte pıtrak gibi boyveren 40 katlı yaşam kompleksleri, nasıl bir kompleksin eseridir?
“Devletin de insanın da büyüklüğü, almasından çok, vermesinden anlaşılır” olgunluğuna ermiş bir coğrafya, nasıl böyle “Hep bana Rabbena”cıların gösteriş alanı haline gelmiştir?
Cevap, bir Çin atasözünde gizli:
“Bir ülkede kısa boylular uzun gölgeler bırakıyorsa, güneş batıyor demektir.”

CAN DÜNDAR

Ekim 14, 2015

Bir ülke olsun ki,devletin elinde canlı bombaların isimleri olduğu halde henüz suç işlemedikleri için haklarında  hiç bir işlem yapılmasın,pes doğrusu...
Yahu siz değilmisiniz insanları tweet attı diye,pankart açtı diye ,yazı yazdı diye hatta kitap yazmaya meyletti diye tutuklayan,haklarında yüzlerce dava açan...
Siz değil misiniz genel kurmay başkanından başlayıp hiç bir  suç işledikleri tespit edilmediği halde insanları yıllarca hapiste tutan...
Hangi demokratik haktan bahsediyorsunuz...
Yüz kişi ölmüş siyasi sorumluluk yüklenen bir tane şerefli siyasetçi yok,utanmayı ne zaman unuttunuz...Nasıl başınızı yastığa koyuyorsunuz merak ediyorum...

Ekim 12, 2015

Türkiye tarihinde bu kadar büyük acı yaşamadı.10 Ekim 2015 Ankara barış mitingi terör saldırısıyla kana bulandı.97 ölü -daha da artacağı bekleniyor-hayatımda bu kadar derin bir üzüntü hissetmedim.Siyasiler her zaman ki gibi hiç bir sorumluluk üslenmedikleri gibi sadece kınamak ve lanetlemekle yetindiler.
Bunlar utanmayı ve hesap vermeyi çoktan unutmuşlar ama gün gelir elbet bunların hesabı da sorulur sorulmasına ama gidenler dönmez...

Aralık 31, 2012

yeni yıl mesajı



Sevgili dostlar,
Terör ,katliamlar, kadına şiddet, hukuksuz tutuklamalar gibi pek çok konuda rekorlar kırıldı bu yıl..
Gelecek yıl, gençlerin heba edilmediği, yazının suç teşkil etmediği, özgürlüklerin baltalanmadığı, insan onurun incitilmediği, bir ülke ve dünyada yaşamak istiyoruz.
Umutların, barışın, aşkların, dostlukların çoğaldığı bir yıl olması dileğiyle..
Bu dünyanın sadece insanlara ait olmadığının farkındalığıyla , inadına umutla yaşayalım…
Hepinize çok selam ve sevgilerimle…

Şubat 07, 2012

EĞİTİM FARKI

PAKİSTANLI BİR BİLİM İNSANININ YAZISI - Dr. Farrukh Saleem

Dünyada yalnızca 14 milyon Yahudi var, Kuzey ve Güney Amerika'da yedi milyon, Asya'da beş milyon, Avrupa'da iki milyon ve Afrika'da 100,000 kişi. Tek bir Yahudi'ye 100 tane Müslüman düşmektedir. Buna rağmen Yahudiler tüm Müslümanların toplamından yüz kez daha güçlüdürler.

Nedenini hiç merak ettiniz mi?

Tüm zamanların en etkin bilim adamı ve Time dergisi tarafından ' Yüzyıl'ın Adamı ' seçilen* Albert Einstein bir Yahudi'ydi.

Psikanalizin babası Sigmund Freud bir Yahudi'ydi. Karl Marx, Paul Samuelson ve Milton Friedman da öyle. İşte size ürettikleriyle tüm insanlığa zenginlik katmış olan Yahudilerden bazıları:

Benjamin Rubin insanlığa aşı iğnesini verdi. Jonas Salk ilk çocuk felci aşısını geliştirdi.

Albert Sabin çocuk felci aşısını daha da geliştirdi. Gertrude Elion lösemiye karşı ilacı verdi. Baruch Blumberg Hep atit B aşısını geliştirdi. Paul Ehrlich frengiye karşı bir tedavi buldu. (cinsel temasla bulaşan bir hastalık). Elie Metchnikoff bulaşıcı hastalıklarla ilgili çalışmalarıyla Nobel ödülü kazandı. Bernard Katz nöromüsküler iletişim (kas-sinir sistemi arası iletişim)alanında Nobel ödülü kazandı. Andrew Schally endokrinoloji ( metabolik sistem rahatsızlıkları , diabet, hipertiroid )

Aaron Beck Cognitive Terapi (akli bozuklukları depresyon ve fobi tedavilerinde kullanılan psikoterapi yöntemi) geliştirdi.

Gregory Pincus ilk doğum kontrol hapını geliştirdi. Gerald Wald insan gözü hakkındaki bilgilerimizi geliştirerek Nobel ödülü kazandı.

Stanley Cohen embriyoloji ( embriyon ve gelişimi çalışmaları ) dalında Nobel aldı. Willem Kolff böbrek diyaliz makinesini yarattı.

Müslümanlar da dahil tüm hastalar Yahudilerin; bu buluşlarından yararlanıyor, sağlığına kavuşuyor.

Peter Schultz optik lif kabloyu, Charles Adler trafik ışıklarını, Benno Strauss paslanmaz ç eliği, Isador Kisse sesli filmleri,Emile Berliner telefon mikrofonunu ve Charles Ginsburg videotape kayıt makinesini geliştirdi. Stanley Mezor ilk mikro-işlem çipini icat etti. Leo Szilard ilk nükleer zincirleme reaktörünü geliştirdi.

Son 105 yılda 14 milyon Yahudi bilim dalında 100 ün üzerinde Nobel ödülü kazanırken, 1.4 milyar Müslüman yalnızca üç Nobel kazandı.

Neden Yahudiler bu kadar güçlü ?

Yahudi inancına bağlı ünlü yatırımcılar; Ralph Lauren (Polo), Levi Strauss (Levi's Jeans ), Howard Schultz (Starbuck's), Sergei Brin (Google), Michael Dell (Dell Bilgisayar), Larry Ellison (Oracle), Donna Karan ( DKNY), Irv Robbins ( Baskins &R obbins ) ve Bill Rosenberg (Dunkin Dougnuts ). Yale Üniversitesi'nin Başkanı Richard Levin bir Yahudidir.

Harrison Ford, George Burns, Tony Curtis, Charles Bronson, Sandra Bullock, Billy Crystal, Woody Allen, Paul Newman, Peter Sellers,Dustin Hoffman, Michael Douglas, Goldie Hawn, Cary Grant, William Shatner, Jerry Lewis ve Peter Falk'ın da Yahudi olduklarını biliyor muydunuz ?


Yönetmenler ve yapımcılar arasındaki Yahudiler: Steven Spielberg, Mel Brooks, Oliver Stone, Aaaron Spelling (Beverly Hills 90210), Neil Simon ( The Odd Couple ), Andrew Vaina ( Rambo 1 /2 / 3 ), Michael Mann (Starzky and* Hutch ), Milos Forman ( One Flew Over The Cuckoo's Nest, Amadeus ), Douglas Fairbanks (TheThief of Baghdat ), Ivan Reitman (Ghostbusters ), Kohen Kardeşler,William Wyler. William James Sidis, 250-300 lük* I.Q* derecesiyle dünyanın gördüğü en parlak insandır. Bilin bakalım hangi dine mensuptur?


Soru: Neden Yahudiler bu kadar güçlüdür?

Cevap: Eğitim (Sorgulayıcı, Araştırıcı, Yaratıcı)


Soru: Neden Müslümanlar bu kadar güçsüzdür?

Cevap: Yanlış Eğitim veya Sıfır Eğitim (Din Eksenli, Sorgusuz, Araştırmasız, Ezberci)


Gezegenimizde yaklaşık 1.476.233.470 Müslüman yaşamaktadır. Asya'da 1 milyar, 400 milyon Afrika'da, 44 milyon Avrupa'da, ve 6 milyon Amerika kıtasında. Toplam dünya nüfusu içinde her beş kişiden biri müslümandır. Her bir Hindu'ya iki müslüman düşmektedir,

her bir Budist'e karşılık i ki müslüman vardır ve her bir Yahudi'ye karşılık 100 adet Müslüman bulunmaktadır.


Müslümanların bu kadar kalabalığa rağmen Neden güçsüz olduklarını hiç merak ettiniz mi ?


Nedeni şudur İslam Konferansı Örgütü'nün (OIC) 57 üyesi vardır ve ülkelerin tümünde 500 adet üniversite bulunmaktadır. Üniversite başına 3 milyon Müslüman düşmektedir.


Sadece ABD'de 5.758 üniversite vardır. 2004 yılında Shanghai Jiao Tong Üniversitesi ' Dünya Üniversitelerinin Akademik Değer Listesi' hazırlamış ve ilginçtir ki Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerin hiç birinden ilk 500 e giren üniversite yoktur.


UNDP tarafından toplanan verilere göre Hristiyan dünyasında okuma-yazma bilenlerin oranı neredeyse % 90 ve bunlardan 15 Hristiyan çoğunluğa sahip ülkede okuma-yazma oranı % 100 dür. Müslüman dünyasında buna çok zıt bir durum olarak bir ülkenin okuma-yazma

oranı oranı yaklaşık* % 40 olup, % 100 okur-yazar oranına sahip bir Müslüman ülke yoktur. Hristiyan dünyasındaki 'oku r-yazar' ın % 98 i ilkokulu bitirmişken, Müslüman dünyasında bu oran % 50dir.* Hristiyan dünyadaki okur-yazar ların % 40 ı üniversite mezunudur ve bu oran Müslüman dünyasında %2 'yi geçememektedir.


Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerdeki toplam bilim adamı sayısı 230 olup her bilim adamına düşen Müslüman sayısı 1 milyon kişidir.

ABD* her 1 milyon Amerikalıya karşılık* yaklaşık 4000 bilim adamına, Japonya 5000 bilim adamına sahiptir. Tüm Arap dünyasındaki tam -zamanlı çalışan araştırmacı sayısı 35.000 kişidir ve her bir milyon Arap nüfusa 50 teknisyen düşmektedir. (Bu sayı Hristiyan dünyasında bir milyon kişiye 1000 teknisyendir. ) Ek olarak İslam dünyası gayrı safi milli hasılasının yalnızca % 0.2 sini araştırma- geliştirme bütçesi olarak ayırmaktayken Hristiyan dünyası % 5 oranında araştırma-geliştirme fonu ayırmaktadır.


Sonuç:İslam dünyası bilgi üretebilecek kapasiteden yoksundur.


1000 kişiye düşen günlük gazete sayısı ve bir milyon kişiye düşen kitap çeşidi bilginin toplum içine yayılıp yayılmadığının iki önemli göstergesidir. Pakistan'da 1000 kişiye 23 günlük* gazete düşerken bu sayı Singapur'da 360 dır. İngiltere'de her 1000 stand için 2000 çeşit kitap bulunurken, Mısır'da* kitap çeşidi 20 dir. Sonuç: İslam dünyası bilgi yayılmasını gerçekleştirmekte başarısızdır.


Bilgi uygulamasının önemli göstergelerinden biri ileri teknoloji ihracatının toplam ihracat içindeki oranıdır. Pakistan'ın ileri teknoloji ihracatının toplam ihracatın içindeki oran % 1, Suudi Arabistan*ın % 0.3, Kuveyt, Fas, ve Cezayir*in aynı şekilde % 0.3 tür. Singapur'da bu oran % 58 'dir. Sonuç: İslam Dünyası bilgi uygulamasını gerçekleştirememektedir.


Neden Müslümanlar güçsüzdür ? Çünkü bilgi üretmiyoruz.

Neden Müslümanlar güçsüzdür ? Çünkü bilgiyi yayamıyoruz.

Neden Müslümanlar güçsüzdür ? Çünkü bilgiyi uygulamıyoruz.

Ve gelecek bilgi- temelli toplumlara aittir. İlginçtir, OIC üyesi 57 ülkenin gayrı safi milli hasılalarının toplamı 2 trilyon doların altındadır. ABD , tek başına 12 tri lyon dolar değerinde mal ve hizmet üretmekte, Çin 8 trilyon dolar, Japonya 3.8 trilyon dolar ve Almanya 2.4 trilyon dolarlık üretim yapmaktadır. ( Satın alma gücü eşitlenerek hesaplama yapılmıştır. )


Petrol zengini Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Katar hep birlikte 500 milyar dolarlık mal ve hizmet üretmektedirler ve bunların çoğu petroldür. Mal ve hizmet üretimi İspanya'da 1 trilyon doların üzerindedir. Katolik Polonya 489 milyar dolarlık mal ve hizmet üretimi gerçekleşmektedir. Budist Tayland 545 milyar dolar değerinde mal ve hizmet üretimi yapmaktadır. İslam Dünyasının gayrı safi milli hasılasının tüm dünya gayrı safi milli hasılası içindeki oranı hızla azalmaktadır.


O halde Müslümanlar neden bu kadar güçsüzdür ? Cevap: Eğitim Yoksunluğu. Tam anlamıyla söylersek kaliteli eğitim yoksunluğu.Çok kesin biçimde söylersek akılcı olmayan, din eksenli öğretim tekniği ve çağdışı eğitim.


Dr. Farrukh Saleem

Yazar, İslamabad

Ocak 30, 2012

Seksenli Yıllar, Berlin Olimpiyat Stadyumu...

Alman gençler hınca hınç doldurmuştu stadı. Çünkü yirminci
yüzyılın en önemli filozof-sanatçılarından Frank Zappa konser
verecek. Ama bir sorun var: Konser saati gelmiş olmasına rağmen
sanatçı ortada yok. Yarım saat, bir saat... Tam iki saat sonra
teşrif ediyor nihâyet. Sahneye çıkıyor ve seyirciye bakıyor. Sonra
eliyle bir Nazi selâmı çakıveriyor birden:
"Heil Hitler!"diye bağırıyor...

Stadyumda ölüm sessizliği... Berlinliler şaşkın. Yavaş yavaş
bir homurtu yükselmeye başlıyor. Sahnedeki adamsa hiç oralı
değil. Tekrar çakıyor Nazi selâmını:
"Heil Hitler!"

Seyircilerin küçük bir kısmı, aynı şekilde bağırarak cevap
veriyor ona. Ama sanatçı hâlâ hoşnut değil. Daha sert bir Nazi selâmı veriyor ve avazı
çıktığı kadar bağırıyor:
"Heil Hitler!"

Bu kez seyirci hazırlıklı... Stadyumun yarısı sahnedeki adamın söylediği şeyi tekrarlıyor.
Tatmin olmuyor Frank Zappa... Binlerce kişiye ters ters baktıktan sonra yine veriyor
o selâmı, yine bağırıyor:
"Heil Hitler!"


Kitle hep bir ağızdan "Heil Hitler!" diye cevap veriyorlar. Bir sessizlik oluyor... Kısa
ama gergin bir sessizlik. İşte o an büyük müzisyenin sözleri sessizliği bozuyor;

"Ey Almanlar, gördüğüm kadarıyla hâlâ akıllanmamışsınız. Yok size konser monser!.."
Dönüyor arkasını ve çekip gidiyor sahneden...

BÜTÜN DÜNYA DERGİSİ - ARALIK 2011


Ocak 01, 2012

Nazım Hikmet in Bir Anısı

Nazım hikmet Bursa Cezaevinde tutsaklık günleri.Koğuş arkadaşlarını okuma yazmaya yönlendiren Nazım,aynı zamanda cezaevi yönetimine de yardım etmektedir.Cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı'dan bir müfettiş gelir.Denetim yaptıktan sonra müdüre:
'Nazım da buradaymış,çağırda görelim nasıl biridir?der.Nazım ı odaya getirirler.Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş Nazım ı tepeden tırnağa süzer ve 'Demek Nazım sizsiniz 'der.Nazım a oturması için yer göstermez.Kısa bir konuşma sonrası,'gidebilirsiniz'der.
Nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe:'Ömer Hayyam ı duydunuz mu' diye sorar.
Müfettiş hemen atılır:'Kim duymamıştır ki Hayyam ı'
Nazım:'Hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi?'diye sorar.Müfettiş şaşırır.Nazım konuşmasını sürdürür,
'Görüyorsunuz sanatçıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız.Yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin Adalet Bakanı nı ve sizi kimse anımsamayacak.'der çıkar.
Müfettiş yaptığı yanlışı anlar;Nazım ı geri çağırır ama Nazım koğuşunun yolunu tutmuştur.Sahi o dönemin Adalet Bakanı kimdi?

Bütün Dünya dergisinden alıntı..

Nuray Mert in Mesajı

Yas tutmayı bilmeyenler.

İyi yıllar dilemekle, yıl da, ay da, gün de ‘iyi’ olmuyor! ‘Böyle bir günde canınızı sıkmak istemiyorum’ demeyeceğim. Hâlâ canı sıkılmamış olan varsa, sıkılsın artık canınız!
Ayrıca, ne sıkılmak bilmez bir ‘can’mış bazılarınınki, savaş olur sıkılmaz, deprem olur sıkılmaz, insanlar üç kuruş uğruna düştükleri karlı dağ yollarında bombalanır sıkılmaz! Yetti artık, bu ruhunu çoktan teslim etmişken bedeni göbek atmaya devam eden vurdumduymazların eğlenceleri! Yetti artık, insaniyetini çoktan toprağa vermişken çenesi işlemeye, eli yazmaya devam eden çok bilmişlerin laf kalabalığı! Yetti artık, tek derdi canını sıkmamak olan, ‘ölü canlar’ın ruhsuz, duygusuz dünyası.
Yetti artık, yas tutmayı bilmeyenlerin bitmez tükenmez kutlamaları!

Aralık 31, 2011

2012 Yeni Yıl Mesajı

Belki kimimize gözyaşı, kimimize ayrılık, kimimize hasret düştü bu yıl, kimimizin hüzün vurdu bam teline..

Yeni yılda rahat bir nefes almanın, günbatımını seyretmenin, sevdiklerimize sarılmanın zevkini daha çok duyalım.. Daha çok yüreğimizi açalım, daha çok ekmeğimizi paylaşalım, daha çok sevelim sevilelim elbet…

Bayrağa sarılı tabutları, evleri başlarına yıkılmış insanları, kaza kurşunuyla hayatlarından olanları, dövülmüş, öldürülmüş kadınları, aç çocukları, haksızca özgürlükleri elinden alınmış insanları görmeyelim artık bu yılda, hiç görmeyelim..

Barışın hüküm sürdüğü, aşkların çoğaldığı, dostlukların bollaştığı, şiddetin içselleştirilmediği bir yıl olsun..

Aralık 20, 2011

Çam Süsleme Geleneği

Hıristiyanların İsa'nın doğuşu olarak kutladığı Noel bayramı, çok eski
Türklerin yeniden doğuş bayramıdır.

Türklerin, tek Tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor.

Buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim bütün halı,
kilim ve işlemelerimizde görebiliriz.
Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık'ta gece gündüzle savaşıyor.

Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor.

İşte bu güneşin zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar.

Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor.

Bayramın adı
NARDUGAN

(nar=güneş, tugan, dugan=doğan) Doğan güneş.

Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen'e dualar ediyorlar.

Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar , dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar
Tanrıdan. Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar.

Yaşlılar, büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar.

Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur gelirmiş.

Akçam ağacı yalnız Orta Asya'da yetişiyormuş.
Filistin'de bu ağacı bilmezlermiş, bu yüzden olayın ; Türklerden Hıristiyanlara geçtiği ve bunu da Hunların Avrupa'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor.

İsa'nın doğumu ile hiç ilgisi yok.

"Doğum, güneşin yeniden doğuşu"

Sümerolog
Muazzez İlmiye ÇIĞ

Kasım 14, 2011

18 - Volkan Atay


Mevlevilikte kutsal olan 18 sayısı üzerine bir artwork.
1 "Ney"i 8 kuşbakışı açıdan iki semazeni anlatmaktadır.
Zeminin siyah oluşu: Siyahın renksizliğin rengidir, tevhidi temsil eder, bütün renkleri içinde barındırır.
Hardal keçe rengindeki merkezlerdeki daireler: İnsanın kötü huylarının, yani nefsinin mezar taşını temsil eden sikkesi , 8 rakamını oluşturan beyaz daireler ise nefsinin kefenini temsilen tennuresidir.



ilk 18 beyit
18000 alem
18 gün hücrede çile
18 çark

Bu da Geçer Yahu - Volkan Atay


Sultan Mahmut bir gün tüm vezirlerini toplayıp, bana bir yüzük yaptırın ve üzerine öyle birşey yazdırın ki ona her baktığımda, hüzünlüysem neşeleneyim, neşeliysem hüzünleneyim diye buyurmuş.
Vezirler toplanmışlar dört bir yana haber salmışlar. Sonunda bir gün yüzükle sultanın karşısına çıkmışlar, yüzüğü vermişler. sultan mahmut tamam işte bu demiş. yüzüğün üzerinde " bu da geçer ya hu" yazıyormuş.

"Bu da geçer ya hu" kadar yalın ve ulvi bir cümle için VOLKAN ATAY ın
doğum gününde hazırladığı bir Ambigram öyküsü

Ambigram
180º çevrildiğinde de aynı olan yazılara verilen addır.

Aralık 25, 2010

2011 Yeni Yıl Mesajı

Merhaba dostlar,

Birbirini tekrarlayan günlerin yaslı boğuntusunda nedir aradıkları insanların? Bu koşuşturmada, bin telaşla…Her yeni yılda herkes birileriyle bir mutluluk düşü kuruyor; o düşle uyuyup uyanıyor; sonra düşlerinden vazgeçiyor.. Bu kez yeni bir düş daha kuruyor; sonra bir daha, bir daha!

Yaşam yanıltmanın, insanlar yanılmanın ustası oldukça yine yeni düşler deniyor ve deneniyorlar...

2011 düşlerin değil hedeflerin, yıkıcıların değil yapıcıların, dertlerin değil mutlulukların, savaşların değil barışların, toplayıcıların değil dağıtıcıların, düşmanlıkların değil dostlukların, kederlerin değil zevklerin, ayrılıkların değil kavuşmaların, bol olduğu bir yıl olsun…

Sonsuza dek yasaklanabilmesi için , daha ne kadar uçmalı mermiler.. Daha kaç insan ölmeli, bu kadarı da fazla demek için.

Tüm dünya halklarının birbirini sevgiyle kucaklaması dileğiyle..

Sevgilerimle..

İnci

Şubat 12, 2010

2010 Yeni Yıl Mesajı

Merhaba dostlar,

Umarım yeni yılda toplumca, düşünceleri biçimlenmiş, şefkatle yıkanmış, derinliklerinden güven fışkıran, güven sarsmayan, dirençli, güçlü, himayeci, yönetici, adaletli, değerlerine sahip çıkan, aşkı derinliğine yaşayan, yaşamaktan korkmayan insanlar olmayı başarırız.

Borges ten satırlarla hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.

Günün birinde sana, tam da gerçeği söyleyerek:
Parlak ayı görmeyeceksin artık,
Tükettin yazgının sana bağışladığı fırsatların toplamını.
Tüm pencerelerini açsan da dünyanın, boşuna .
Çok geç artık. Onu bulamayacaksın bir daha.
Yaşamımız boyunca keşfeder ve unuturuz
O alışılmış güzelliğini gecenin.
Biliriz göktedir hep ay. Oysa iyi bakmak gerekir ona.
Kim bilir, belki de sonuncusudur!

Sevgilerimle..