Kasım 05, 2015

YAŞAM İLETİŞİMDİR


Toprak suyla ve havayla, bitkiler toprakla, güneşle ve ayla, bulutlar rüzgarla, arılar polenlerle, insan insanla, kuşla, bitkiyle, hayvanla kısacası doğadaki her şey birbiriyle iletişim halinde. Yaşamı var eden sihir, canlı ve cansız tüm varlıkların birbiriyle kurduğu iletişimde gizli.

Yüzyıl öncesine kadar iletişim denen şey, mektuplar, özel ulaklar, dumanlı haberleşmeyi bir kenara bırakırsak, dokunmak, algılamak, görmek, koklamak ve hissetmekten ibaretti. Şimdiyse, mesajlar, whatsApp  lar, facebook lar dan ibaret.

İletişim çağı olarak adlandırılan çağda insan giderek kendi doğasına yabancılaşıyor. Bu anlayış yaşamın her anında emek ve sabır kavramlarının önemini yok sayarken tüketimi yüceltiyor. Tüketim arttıkça ürünün önemi azalıyor. Yeni çıkan bir telefon  modeli birkaç ay içinde eskiyip çöp oluyor. 

Aşk da tıpkı fast food yeme biçimi gibi anlık, geçici bir doyuma indirgeniyor. Tüketim kültürü her şeyi geçici kılarak yaşayabildiği için sağladığı mutluluk da kalıcı olamıyor. En kıymetli oyuncak alındıktan hemen sonra tüm önemi yitiriyor. Çocuklarımızı alarak mutlu edemiyoruz artık.

Sözlü ve görsel iletişimin ötesinde dokunmak, sessizce durmak ya da çevremizi izlemeye vaktimiz yok. Algılarımız körleştiğinden sadece en çok bağıran mesajı alabilecek durumdayız.

Sokakta sara krizi geçiren adam, dilenen çocuklar, kesilen ormanlar, avlanan geyikler bizlere seslerini duyuramıyorlar.

Herkesin birbirini tam olarak anlayabilmesi belki mümkün değil ama, anlamaya çalışmak ,empati kurmak her şeyin başı, yazarın dediği gibi ‘sevmek anlamanın ilk adımıdır’
Bazen konuşarak anlatayım derken duygular kelimelerin sınırlı varlığında yitip gidiyor. Dokunmalar kelimelere takılıp kalıyor, kelimeler iletişimi sınırlıyor. Hep bir adım daha öteye gidememenin anlatamamanın , anlaşılamamanın rahatsızlığında kalıveriyor 
‘iletişimler’. Sonra adı iletişimsizlik oluyor, yalnızlık oluyor, bunalım oluyor, stres oluyor.

Oysa doğaya ve doğanın aynalık ettiği iç dünyamıza bakmak ve farkında olmak yeterli. Biraz sessiz kalarak, biraz kelimelerden başka şeyleri duymaya, görmeye, hissetmeye, koklamaya çalışarak yaşasak, belki eksikliklerden ve arayışlardan yaşamın bütünselliğine doğru adım atmış oluruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder